Wednesday, April 28, 2010

İyi günde tamam da, kolaysa kötü günde de:)

Kıymetli bir arkadaşımdan gelen paylaşımın düşündürdükleri:

''Aşk' dar zamanda aşk, 'dostluk' dar zamanda dostluk'. Keyifte, meşkte ve afiyetteyken birilerinin yanında olmak değil, zorluklarla sınavları verebilmek maharet.

Biz lisansda okurken 'Psikoloji 101' diye bir ders vardı. Farklı farklı bölümlerden insanlar bu dersi alır ve rahatlıkla verirdi. Ve o dersen AA almış olman, ortalamayı desteklemek ve kültürel açıdan kendine artı değer katmaktan çok öte birşey değildi (şahsi fikrim). Oysa zahmeti, meşakkatiyle ün salmış bir dersde başarılı olunduğunda, durum başkalaşırdı. Sen, zoru başarmış olduğunu, kapasiteni ve 'hayat' ta, senin neler başarabildiğini idrak ediyordu.

Ve 'hayat' sınavlarla dolu bir okul gibi. Sürekli öğreniyoruz, sürekli öğrendiklerimizle ilgili sınanıyoruz. Kısacası farklı farklı alanlardan sınavlara tabii oluyoruz. Bu sınavlar sırasında 'has'ı da, 'pas'ı da anlıyoruz. Hayat haslarıyla da, paslarıyla da güzel. Yeterki yaşamasını ve değerlerin kıymetini bilebilelim.

Annemin kuzenlerinden birinin bir lafı vardır. Çok severim.'Maymunum oynarken, kazanım kaynarken'der.

Hayat, dostları, gerçek hayat arkadaşını, 'has' insanları dar zamanlarda fark ettirtebiliyor. 'O' ana kadar değerini anlyamadıklarınız, sinenize dolmaya, 'O' ana kadar bağlandıklarınız da rengini salmaya başlayabiliyor. (Dara, zora kalmadan 'değerleri' fark edenlere 'ne mutlu', öylesi de oluyor, 'yok' değil.)

Düştüğünde, tökezlediğinde, afallayıp, zayıf ve naif olduğunda, yanındakiler kadar oluyor, 'hazinelerin'. Yanındakilerle birlikte, sana kalanlar kadar oluyor, 'kazançların'.

Artısıyla, eksisiyle, iyi günde olduğu gibi kötü günde de birlikte olduğumuz tüm 'Canlar' ı verene, ve varlıklarıyla mesut edenlere, TEŞEKKÜRLER, ŞÜKÜRLER, ŞÜKRANLAR:)

Rengi atanlara da, renk saldıkları için teşekkürler:)

No comments: