Saturday, December 17, 2011

Yigidi Oldur Hakkini Yeme

Karsiyim dogalliklara mudahaleler olmasina. Bana bunu az once dusunduren 'Bogazici Koprusu' oldu. Vaktiyle istemeyeni cokmus, simdi eksikligi dusunulemez. Istanbul bogazinin dogal dokusuna islem gerektirmis bir yapi olmasi cihetiyle protesto edilisini anlamamak mumkun degil. Gelin gorun ki, degisimin ve gelisimin yan etkilerinden biri olan boylesi yapay cozumlerden 'ilelebet uzak durmak' diye birsey yok. Her degisim, bir baskasina gebe ve medeniyet tabii olanlari sirayla asimile etmekte. Bunu soylerken, medeniyetin nimetlerinden istifade edebiliyor olmanin rahatligi da surulmekte.  Oturdugum yerden izlemekte oldugum 'Bogazici Koprusu' renklendirmesiyle gecemi suslemekte.

Sunday, December 4, 2011

Belki son

Veda ederken bu yıla, belki son dokunuş buralara. Seneler gecmiş gitmiş derken, belki de en çok bu sene öğrendim hayata dair derslerden :) Kafiye, mecaz, tasfir, kinaye.... Edebi bağlamlarla seslenişleri seviyorum, olmasa da lisan kabiliyetim şahane:)

Yolda

Kalsın,
Dinletmesen de bana sendekileri,
Sadece bilmek te güzel serzenişleri.

Gecesi bitmez, günü geçmez dediklerini,
Sıkı sıkı tut…
Sana faydası; yarına umut.

Damla damla,
Bazen zorla,
İlla ki var bir akış yolunda…….

Wednesday, October 19, 2011

Fani ve Yalan

Bu dünyada herşey fani, hersey yalan.
Simdi var olan belki bir saniye sonra toz duman.
Şahit olsa da tum bunlara insan, sanki kontrol ondaymiscasina tasayi da yükü de sırtlanan.
İster plan yap ister program, bir noktadan sonrasi senin kısmetine çıkan.
Hayata dair söz söyleyip, kalemi konuştursa da yasayan,
Sanki tüm komuta kendindeymiscesine ediyor yola devam.

Sunday, September 18, 2011

Biii'den Biiiii'ye :)

Belki yeni doğan gün gülümser kaderime,
Umulmadık kapılar açılıverirler habire.
Bunu düşünmek dahi ayrı haz verir,
Güçlenmeyi sağlar en dar zamanda bile.

Hayat sana hep gülümsesin Biiiiciiiğiiimmm:)

17.09.2011

Tuesday, September 13, 2011

Bahçe'den Dağ'dan

Evlat ağaç, anne bağ-bahçe, baba dağ imis. Evlat bir yandan anasinin ömrünün mahsuluyken, diğer yandan onun tüm varlıklarından istifade eden, sonuçta faydali bir varlik olabilirse üretkenlikleriyle anasinin omrunu yeserten, susleyen, tum kaynaklari tuketmek karsiliginda bunu yapabilenmis. Bahcenin canliligi ve guzelligi icin agacin coskusu yetermis.
Babaysa dag imis. Dag bahce gibi degilmis. Agacina can olurmus, hayat kurmasinda, boy vermesinde hep kendinden sunanmis. Bir zaman sonra agac ta serpildigiyle, kök salarak, ureyip çoğalarak onda erozyonu önler, kayıplara mahal vermez, vaktiyle ve hali hazırda gordugu sahiplenmeye bir nevi tesekkurmuscesine varligini etkin sekilde surdururdurebilirse dag onun ardinda her daim durabilirmis. Agac kök salamaz, dağın da var olmasına destek olamazsa hem dağ kayar gider, hem de ağaca dayanak kalamazmis. Herbir yanı güzelliklerle bezenmiş koca çınarlar, olduğu bahçenin dal dal veren gülü, dağının ölümsüz eseri olabilmek ümidiyle.

Sunday, July 31, 2011

Haydi:)

Hayat suruyor sen sizlansan da, hizlansan da. Iyisimi kacirma ani, ciz-biz yapma. Tut bir tarafindan akip gidenin. Bilesin ki olursun birsekilde, oldugun yerden otesinin. Fireko 31.07.2011 

Friday, May 20, 2011

Tım tım

Yükleri attım, yoluma baktım,
'Bundan doğrusu var mıydı' diye çok tarttım.
Anladım ki, biraz gidişata 'Eyvallah',
Biraz muammaya bin takla,
Sonunda olacaklar görünecek bir anda.
Kim bilir, belki yaşanırlar yıllarca?

Fireko, 19.05.2011

Sunday, May 15, 2011

Son dönemde yazılanlardan.....

Dane dane

Sinemde var sansamda yare,
Aslında hepsi birer güldane.
Ne hüsran, ne de çile bendeki hare.
Sadece cilvesi bu kısa ömrün,
Dilde bahis olan, bahane.

Fireko 12.05.2011

Esinti

Bir vardın, bir yoktun,
Gökteki yıldızlar gibi kah göründün, kah kayboldun.
Bu hallerle sözlerimin nicesini sessizliklere koydum.
Çoşkulu bir ruhtum,
Bundandır sustuklarımla için için yoğruldum.
Anladım ki, yoruldu sandıklarım halen diri ve feyizli,
Artık biliyorum, varlığım bundan böyle kalacak hep ahenkli.

Fireko 04.05.2011

Thursday, February 17, 2011

Birden

Hep ‘gideyim gideyim’ dedim,
Ya mekan dar geldi veya ruhumun bedenden taşası.

İçime sindirdikçe hayatı,
Yaşadığım yerler cana dokunu verdi.
Bırak gitmeyi,
Fani olanlar 'bütün' olmayı öğrendi.

Fireko, 17.02.2011

Sunday, January 9, 2011

Toplumun düşündürdüklerinden

Her zaman, eğitimli, açık fikirli ve hür ruhlu kişilerin soylarını mümkün olduğu kadar çok çocukla devam ettirmelerinden yana oldum. Aile planlaması denilen uygulamaların, cehaleti terk etmek istemeyen, dar kafalı ve banaz kesimlerde yürütülmesinin faydalı olabileceğini düşündüm. Gidişat fikren desteklediğimin tersine işledi. Eğitimli, açık fikirli ve toplumsal iyileşmeleri sağlayacak evlatları yetiştirebilecek kapasitedeki ebeveynler tek çocuk sahibi olmayı tercih ettiler ve tercihleri bu doğrultuda süreceğe benziyor. Önümüzdeki yıllarda ortalık Çin'deki '6 Pocket Syndrome' olarak adlandırılan, bir çocuğun altı ebeveynin (anne-baba ve onların anne ve babaları) odağı olduğu durumu tecrübe ederek yetişmiş insanlar dünyası olacak.
Hali hazırdaki ve yarının dünyasına çocuk getirmek ne kadar doğrudur, ne kadar değildir tartışılır. Gelin görünki insanoğlu var oldukça soyunu devam ettirme girişimleri devam edecektir (bu yaratılmışların doğasında var). Ve soyları sürdürme girişimlerini vasıflı gerçekleştirmeye çalışan pekçok kişi (girişte bahsettiği ilk grup) farkında olmadan zahmetlere salahiyet verecekler ve veriyorlar. Kardeşliği, paylaşmayı, dayanışmayı aile müessesinde, hemen berisindeki kardeşiyle öğrenmeye olgusu da ender yaşananlar kafilesine katılanlardan biri olacak, hatta olmakta. Diğer taraftan yurdum topraklarında, dünyaya getirilen her nefesi bir nevi ekmek kapısı, bir nevi refah getirici olarak düşünen kesimlerdeyse üremek son hız devam etmekte (girişte bahsettiğim ikinci gruptakiler). Ve, yarının güncesini inşaa edecek olanları günümüzdekilerden farklı değişkenlerle düzenlenmiş denklemler bütünü olarak gördüğüm hayatlar ve bunlarla uğraşacakları günler bekliyor. Herşeye rağmen, toplumun dengesini tutmaya çalışan fertlerin her zaman var olacağını da düşünmüyor değilim.:)